
su'dan sonra en favori icecegim olan jim beam'i bu sekilde gorunce dayanamadim ve alip buraya koymak istedim.. guzel olmus ama di mi.? bilen bilir "got milk?" kampanyasini.. bu da farklı bi yaklasimda.. en iyi bourbon whiskey'i kutuya doldurmu$..
sinema,musiki,tasarım,kitap,fotograf,mimari.. ki$isel ilgi alani,ki$isel goru$, akıl fikir..



bob dylan'in hayatini anlatan ve karakterini farklı yonlerden ele alan bir 135 dakika.. bob dylan'in her farklı karakteri farklı oyuncularla anlatılmıs.. farklı karakter demeyelim de cesitli yonlerini diyelim hadi.. christian bale, richard gere, heath ledger, julianne moore, michelle williams ve tabii ki bu rolle en iyi yardimci kadin oyuncu adayligi da bulunan cate blanchett.. todd haynes tarafindan yonetilmis olan filmde 6 farklı karakterin tek vucutta nasil toplandigi anlatiliyor..




jacob's ladder ayni zamanda bir film ismi ama bu yazida ele aldigim sey bu degil tabii ki.. adindan da anlasilabilecegi gibi bu bir merdiven.. jacob'un merdiveninin (yakup'un merdiveninin) cennete uzandigi tasvir edilmeye calisilmistir.. cunku jacob ruyasinda bu merdiveni gormustür.. ilk üç basamaginin "iman, ümit ve hasenat" oldugu varsayilir.. her bir basamak farklı bir asamayi simgeledigi gibi bilgiye ve erdeme hemen ulasilamayacagini da anlatmaya calisir.. p.s. yazi yazmak istedigim yerden baska bi yere gitti ama olsun.. bu da boyle olsun.. sonucta bu merdiven mimari acidan da bircok kilisenin duvarlarini suslemektedir.. ilginctir ki bu isimde bir "oyuncak" da bulunmaktadir.. tasarim etiketinin eklenmesinin sebebi de budur ve milattan önce 1500'lü yillarda tasarlanmis olup dunyanin en eski oyuncagi olarak da biliniyordu.. falan filan..
akif hakan celebi'nin bi fotografi bu.. modelin adi yuuki'ymis..





peçka bi soba cesidi.. rusça'da soba anlamina gelen bir kelime zaten bu.. trakya'da elbette soba da var ama köylerde hemen hemen her evde mutlaka bir peçka vardir.. ustelik oyle mutfakta falan degil.. en fazla zaman gecirilen odada, radyo veya televizyon neredeyse orada.. genellikle odanin kapisi sonuna kadar acilabilsin diye biraz kenara çekilir ve boylece duvari neredeyse ortalar ama mutlaka kapi tarafina konur..
yanılmıyorsam artvin, ardahan tarafinda yani eski sovyetlere yakin olan bolgede de ayni ismi kullanıyorlar.. genellikle kullanılan malzeme kerpiç'tir.. yani odanin bir butunu gibi dusunulebilir.. nostaljik "interior design" diyebiliriz yani.. fırını ve ustunde yemek pişirilecek yeri de vardir.. bacasiyla da odanin isinmasina buyuk katkı saglar.. karlı kı$ gunlerinde de borularindaki tellere cama$ırlari serip (asip) kurutulmasini saglarlar..

bu da hırvatistan'dan bi fotograf..
Nikon F90x kullanilmis..
"--->He really use an umbrella in his house when it's rain,'cos there's nobody who can fix the roof<----" diye not dusmus fotonun altina..
fotografi cekenin deviant adresi : http://tiki1.deviantart.com/
sonda soyledigimi basta da soyleyip rahatlayayim.. bu film kötü bir film.. izlemeyin.. ama bu yaziyi okuyun.. di mi.? tabi..
jessica alba ve hayden christensen'in basrolleri paylasip, joby harold'in yazani ve yoneteni oldugu 84 dakika.. filmi izleme nedenim ise 2008 razzie ödüllerinde (kötüyü ödüllendiriyorlar bunlar) jessica alba'nin en kotu aktris dalinda aday olmasi.. aslında kadro fena degil. oyunculuklar da idare eder..
jessica alba.?
ama gercekten de jessica alba bu sezon oynadigi her filmde kötüydü.. daha oncekilere de bakiyorum.. o filmlerde de kötü.. sin city'deki "nancy callahan" rolünü bile sin city'i 3'uncu kez izledigimde yakistirmamaya baslamistim.. o derece basarisiz bu hanim kizimiz.. guzel mi.. vallahi billahi begenemiyorum.. ne yapsam ne etsem "vay anasini yaa.. bu kizi da kimler kimler... pühüüü" diye ic geciremiyorum.. bu hanim kizimiz tarzim degil benim.. bayilanlar da vardir.. aman.. o da kesin cok onemsiyodur benim bu dusuncelerimi ya... neisse.. bi yerlerden bi gazlaniyo bu kiz.. birileri gercekten cok destek olmakta.. ve durmadan filmlerde, dizilerde falan rol almakta.. amerika'da gi$esi falan da yok yani.. neyse konu da bu degil zaten..
filme donecek olursaaak...
film "anestezik farkındalık" hakkında.. öncelikle bilgi verici bir acilisla basliyor.. her yıl kac insanin anestezi altinda ameliyata yattigini ve kacinin sanssiz oldugunu istatistiki olarak acikliyor.. "her yil 21 milyon insan genel anestezi aliyor.. cogu huzurla uykuya daliyor, hicbir sey hatirlamiyorlar..bu hastalardan 30.000'i o kadar $ansli degil.. onlar uyuyamiyor.. anestezi farkindaligi denen hadisenin icinde buluyorlar kendilerini.." sonra da konuya daliyor.. ama o kadar kopuk ki.. islenis o kadar kötü ki.. off ki ne off.. kendimi "kısa bu film ha gayret" diye diye avuttum ve sonuna geldim.. pööffff'ledim.. dvd'yi kapattim.. geldim buraya yaziyorum.. sicagi sicagina... izlemeyin bu filmi yahu.. terrence howard'in filmde olmasi bile kurtarmiyor..
daniel rozin, israil'li bir sanatci ve egitimci.. kendisi ayni zamanda interactive dijital sanatla ugrasiyor.. cesitli kurgular ve heykeller yapti ve bundaki amaci izleyicinin algılayı$ını, duru$unu, görü$ünü ve bakı$ açısını degistirmeye calı$maktı.. Jerusalem dogumlu ve endustriyel tasarim okumu$ bu abimizin simdiye kadar ki en buyuk basyapiti "wooden mirror" adi verilen bir ayna.. ama sıradan degil.. kesinlike extraordinary bir eser..Makina: Canon
Modeli: Canon EOS 400D DIGITAL
Shutter Speed: 1/100 second
F Number: F/4.0
Focal Length: 18 mm
ISO Speed: 400
Fotografin Cekildigi Tarih: 7 Temmuz 2007, 2:12:19 PM
yalova'li 28 yasinda genc bir fotografcinin balkanlar'da cekmis oldugu bir kare(?).. tam yeri "sırbistan"mis..
fotografi cekenin deviant adresi : http://hsertangun.deviantart.com/
iki isim.. ama oyle boyle degil.. inanilmazlar.. 80'inci Oscar Odulleri Adaylari (and oscar goes to..) yazimda da bahsettim onlardan tam bir paragraf boyunca.. gercekten bu kadar içten ve samimi olunamaz.. filmle butunlesmis oyle sarkilar yapmislar ki butun bir film boyunca hikaye nereye surukleniyorsa duygulariniz da sarkilari esliginde o yone dogru surukleniyor..


oscar..
semiotics deyince bu dersi alan guzel sanatlar ve tasarim fakültesi ögrencileri (öğrenci kelimesinden türetmek suretiyle) öğğhhykk demektedirler sanırım.. eğer anlayamiyorsaniz gercekten sıkıcıdır.. eğer en basta sıkıcı geldiyse sonrasinda asla sevemeyeceksinizdir.. eger daha basindan anlamaya calisir ve severseniz bilgi hazinenize extra katkılar yapmaya zemin hazirlamis olacaksiniz.. zevkli bi bilim.. anlayabilene..
basliklari bulunmakta ve size bu bilimi anlamaniz icin elinden geldigince yardimci olmakta.. bircok akademisyen ve yazarin onerdigi bi inceleme, arastirma ve derleyip toplama bu kitap.. yararli.. zevkli..
kitabin icerigini bulabileceginiz bir site de var... buyrun link : http://www.aber.ac.uk/media/Documents/S4B/semiotic.html


mail me! ooh yeah..