Salı, Ocak 29, 2008

Mad Dream of Youth

akif hakan celebi'nin bi fotografi bu.. modelin adi yuuki'ymis..
fotografi guzel kılanlar ise renkler ve cevrenin uyumu olmus.. cok "tatlı" bi goruntu ortaya cikmis sonuc itibariyle..
sanatcinin deviant adresi: http://hakanphotography.deviantart.com/

Pazartesi, Ocak 28, 2008

Gamirasu Cave Hotel

dunyanin en ultra lüks 6'ıncı hotel'i secildi Forbes dergisi tarafindan..


gamirasu cave hotel , kapadokya/ayvalı'da yer alan bi hotel.. online seyahat sitesi "tripAdvisor" tarafindan da dunyanin kalinabilecek en ilginç 10 hoteli arasindan 6'ncısı seçildi..


gamirasu hotel'i 7 adet eski kapadokya evinin ve hristyan rahiplerin manastirinin yeniden restore edilmesiyle bugunku halini almi$.. 7 farklı da oda tipi var.. ve standartlari da fiyatlariyla dogru orantili bi sekilde artiyor tabi.. double oda en standart oda tipi.. sonra deluxe, sonra aile suite, sonra "cave suite" ki en uygun'u ve cazip olani bu.. superior aile suite, superior suite,eagle nest suite gibi farklı odalari da var.. double oda'larin fiyatlari 75 € iken eagle nest'in 350 € gibi ufacık bi rakam..

Kendo (RocaKale)


gelecegin banyolarini tasarliyoruz diye yola cikmi$ RocaKale.. ve son derece modern, estetik, biraz kafa karı$tırıcı fakat etkileyici bir urun ortaya cikmis.. kendo...



egimli govdesi bu urunu bugune yaklastirirken , bi yandan da uzaklastiriyor aslında.. benim aklımda olan seyler daha cok duvarla birlikte bi uyum icinde olup sanki orada yokmus gibi duran urunler ama bunlar i$in biraz daha "modern" kısmı sadece..
sadece 3 farklı urun yaratmislar simdilik.. ama evin butun ihtiyacini kar$ılayabilecek 3 farklı tasarım..


  • duvardan ankastre lavabo bataryasi (hemen ustteki)
  • yuksek lavabo bataryasi (en bastaki)
  • el du$lu banyo bataryasi (ortadaki)

Pazar, Ocak 27, 2008

Introverted



Makina: Nikon
Modeli: Nikon D80
Shutter Speed: 1/60 second
F Number: F/5.0
Focal Length: 34 mm
ISO Speed: 200
Fotografin Cekildigi Tarih: 3 Mayıs 2007, 6:46:41 PM

fransiz bir bayan fotografcinin self-portrait'i..
fotografi cekenin deviant adresi : http://vic4u.deviantart.com/

Peçka (Kuzine)

peçka bi soba cesidi.. rusça'da soba anlamina gelen bir kelime zaten bu.. trakya'da elbette soba da var ama köylerde hemen hemen her evde mutlaka bir peçka vardir.. ustelik oyle mutfakta falan degil.. en fazla zaman gecirilen odada, radyo veya televizyon neredeyse orada.. genellikle odanin kapisi sonuna kadar acilabilsin diye biraz kenara çekilir ve boylece duvari neredeyse ortalar ama mutlaka kapi tarafina konur..

yanılmıyorsam artvin, ardahan tarafinda yani eski sovyetlere yakin olan bolgede de ayni ismi kullanıyorlar.. genellikle kullanılan malzeme kerpiç'tir.. yani odanin bir butunu gibi dusunulebilir.. nostaljik "interior design" diyebiliriz yani.. fırını ve ustunde yemek pişirilecek yeri de vardir.. bacasiyla da odanin isinmasina buyuk katkı saglar.. karlı kı$ gunlerinde de borularindaki tellere cama$ırlari serip (asip) kurutulmasini saglarlar..

057 (from Croatia)

bu da hırvatistan'dan bi fotograf..

Nikon F90x kullanilmis..

"--->He really use an umbrella in his house when it's rain,'cos there's nobody who can fix the roof<----" diye not dusmus fotonun altina..

fotografi cekenin deviant adresi : http://tiki1.deviantart.com/

Cumartesi, Ocak 26, 2008

Awake

sonda soyledigimi basta da soyleyip rahatlayayim.. bu film kötü bir film.. izlemeyin.. ama bu yaziyi okuyun.. di mi.? tabi..


jessica alba ve hayden christensen'in basrolleri paylasip, joby harold'in yazani ve yoneteni oldugu 84 dakika.. filmi izleme nedenim ise 2008 razzie ödüllerinde (kötüyü ödüllendiriyorlar bunlar) jessica alba'nin en kotu aktris dalinda aday olmasi.. aslında kadro fena degil. oyunculuklar da idare eder..

jessica alba.?
ama gercekten de jessica alba bu sezon oynadigi her filmde kötüydü.. daha oncekilere de bakiyorum.. o filmlerde de kötü.. sin city'deki "nancy callahan" rolünü bile sin city'i 3'uncu kez izledigimde yakistirmamaya baslamistim.. o derece basarisiz bu hanim kizimiz.. guzel mi.. vallahi billahi begenemiyorum.. ne yapsam ne etsem "vay anasini yaa.. bu kizi da kimler kimler... pühüüü" diye ic geciremiyorum.. bu hanim kizimiz tarzim degil benim.. bayilanlar da vardir.. aman.. o da kesin cok onemsiyodur benim bu dusuncelerimi ya... neisse.. bi yerlerden bi gazlaniyo bu kiz.. birileri gercekten cok destek olmakta.. ve durmadan filmlerde, dizilerde falan rol almakta.. amerika'da gi$esi falan da yok yani.. neyse konu da bu degil zaten..

filme donecek olursaaak...

film "anestezik farkındalık" hakkında.. öncelikle bilgi verici bir acilisla basliyor.. her yıl kac insanin anestezi altinda ameliyata yattigini ve kacinin sanssiz oldugunu istatistiki olarak acikliyor.. "her yil 21 milyon insan genel anestezi aliyor.. cogu huzurla uykuya daliyor, hicbir sey hatirlamiyorlar..bu hastalardan 30.000'i o kadar $ansli degil.. onlar uyuyamiyor.. anestezi farkindaligi denen hadisenin icinde buluyorlar kendilerini.." sonra da konuya daliyor.. ama o kadar kopuk ki.. islenis o kadar kötü ki.. off ki ne off.. kendimi "kısa bu film ha gayret" diye diye avuttum ve sonuna geldim.. pööffff'ledim.. dvd'yi kapattim.. geldim buraya yaziyorum.. sicagi sicagina... izlemeyin bu filmi yahu.. terrence howard'in filmde olmasi bile kurtarmiyor..




10 ustunden 2..

o da hayden christensen'in oyunculuk yapmaya calismasina ve filmde hayden'in canlandirdigi rolun annesini oynayan lena olin'in hatrina..

Wooden Mirror (Daniel Rozin)

daniel rozin, israil'li bir sanatci ve egitimci.. kendisi ayni zamanda interactive dijital sanatla ugrasiyor.. cesitli kurgular ve heykeller yapti ve bundaki amaci izleyicinin algılayı$ını, duru$unu, görü$ünü ve bakı$ açısını degistirmeye calı$maktı.. Jerusalem dogumlu ve endustriyel tasarim okumu$ bu abimizin simdiye kadar ki en buyuk basyapiti "wooden mirror" adi verilen bir ayna.. ama sıradan degil.. kesinlike extraordinary bir eser..

nasi bisi bu ya.?


wooden mirror, 1999 yilinda , her biri 4 cm2'lik altın rengi tonunda 830 adet tahta parcadan olusuyor.. resimde de gordugunuz gibi altıgen duzlem uzerine yerlestirilmis bu tahta parcalar isiga gore servo motorlar sayesinde maximum 30'ar derecelik acilar yaparak asagi yukari hareket edecek sekilde tasarlanmis.. aynanin tam ortasindaki kamera goruntuyu daniel rozin'in deyisiyle 830-byte video sinyaline donusturup, gri skalada 35'e 29'luk resolution'a ceviriyor ve servo motorlarin bagli oldugu tahta parcalarini harekete gecirirek akici bir goruntuye donusturuyor.. ama kesinlikle ayna degil, tahta..

yine daniel rozin'in deyisiyle "dijitali kullanip analogtan yararlaniyor"..

Dynasty

Makina: Canon
Modeli: Canon EOS 400D DIGITAL
Shutter Speed: 1/100 second
F Number: F/4.0
Focal Length: 18 mm
ISO Speed: 400
Fotografin Cekildigi Tarih: 7 Temmuz 2007, 2:12:19 PM

yalova'li 28 yasinda genc bir fotografcinin balkanlar'da cekmis oldugu bir kare(?).. tam yeri "sırbistan"mis..
fotografi cekenin deviant adresi : http://hsertangun.deviantart.com/

Cuma, Ocak 25, 2008

Once.. (Glen Hansard & Marketa Irglova)

iki isim.. ama oyle boyle degil.. inanilmazlar.. 80'inci Oscar Odulleri Adaylari (and oscar goes to..) yazimda da bahsettim onlardan tam bir paragraf boyunca.. gercekten bu kadar içten ve samimi olunamaz.. filmle butunlesmis oyle sarkilar yapmislar ki butun bir film boyunca hikaye nereye surukleniyorsa duygulariniz da sarkilari esliginde o yone dogru surukleniyor..

(tam $u noktada yazacaklarim daha akici olsun diye biraz filmin muziklerini acayim dedim.. tam 20 dakikadir takıldım kaldım.. sigara yaktım ard arda 2 tane.. sarkilari dinliyorum..neyse devam..)

filminde adi "once"..
"bir zamanlar" da diyebiliriz turkce'ye cevirdigimizde..
filmin yazani ve yöneteni john carney.. ve tagline olarak "hayatınızda kaç kez doğru insani bulursunuz?"u uygun gormusler film icin.. 2008 oscar ödüllerine en iyi $arki icin adaylar.. ama bununla bitmiyor.. 2007 ingiliz bagimsiz filmler festivalinde en iyi yabanci film ödülüne aday oldular.. yine 2008 Broadcast Film Critics Association Awards'ta en iyi $arki odulunu aldilar.. 2007 Chicago Film Critics Association ödüllerinde de tam 3 dalda aday olup "best original score" dalinda ödülü kazanmayi basardilar.. yine 2007'de Dallas-Fort Worth Film Critics Association ödüllerinde "Russell Smith" ödülünün sahibi oldu bu film.. filmin muzikleri "grammy" adayi oldu yine 2007'de.. ve belki de en önemli ödüllerini Sundance film festivalinde film olarak "seyirci ödülü"yle aldilar.. diger ödüller icin link..

the frames grubunu bilenler bilir.. iste onun solisti glen hansard ve inanilmaz tatli bir $am $eytani marketa irglova oynuyor filmin ba$rollerinde.. ama tamamen isimsiz iki kahramanlar.. glen hansard, kızıl saçlı irlandalı'mız, bir sokak muzisyenini canlandiriyor.. onune gitarinin kutusunu koyup para bekleyen ama sokak en kalabalık zamanındayken populer sarkilar soyleyen bi adam.. ve gecenin geç saatlerinde kendi $arkilarini soyluyor.. zaten ikisinin kar$ıla$masi da bu $ekilde gercekle$iyor.. marketa'nin oynadigi rol de göçmen ve fakir bir çiçek saticisi.. o da sokakta yani.. ama ayni zamanda bir piyanist.. gerçek hayat hikayeleri gibi.. o kadar gerçek ki onlar olduguna inaniyorsunuz.. filmi izlerken ayni zamanda bir muzik albumunu de bastan sona dinliyorsunuz.. ama öyle ki ; bu sarkilar hic sırıtmıyor.. soundtrack listesi için link..
filmin muziklerini "the swell season" adli albumde topladilar ayrica..

filmde glen hansard'in kullandigi gitar the frames grubuyla ve damien rice'la dünya turnesi yaptigi gitar.. o gitarin dunyanin gormedigi yani yok gibi yani.. filmin hikayesi oyuncalarin hayatlariyla ic ice gecmis bir halde.. glen hansard eskiden sokak muzisyeniymis.. marketa'nin filmde anlattigi hayat hikayesi onun gerçek hayat hikayesiyle birebir örtüşüyor.. gerçekten de 9 ya$ında piyano calmaya baslayan bu guzel elli hanim kizimiz alip evde sadece piyano calsin ben de onu izleyeyim denebilecek bir $ekerlikte.. filmin yapımi için harcanan para o kadar komik ki.. tam bir bagimsiz film iste.. 14 gun icinde 150.000'a mal olmus..

filmin sitesi için : http://www.oncedvd.com/

10 uzerinden 10..
bitirmeden önce kısa bir not.. asagidaki fotograf tokyo'ya film tanıtımı icin gittiklerinde verdikleri konserden sonra cekilmis.. gozunuzun icine bakiyorlar gibi.. film de öyle iste..

Salı, Ocak 22, 2008

80'inci Oscar Odulleri Adaylari (and oscar goes to..)

oscar..
garip bi ödül.. sinemayi cekip ceviren bi ödül..
ama "sundance" gibi bi festival ve ödülleri varken acikcasi bölünüp duruyormus, duraksiyormus gibi geliyor artik.. toplam 24 dalda verilecek ödül için adaylar "film sanat ve bilimleri akademisi"nin 5.800 üyesinin oylarıyla belirlendi.. bu yıl 80. kez sahiplerine ulaşacak olan Oscar ödüllerinde, onur ödülü Robert Boyle’a verilecek.. cogu filmi ve oyuncuyu izlemis olmak bu yil bana onceden tahmin yapma olanagi saglayacak.. bu tahminlere son 4 gun kala bi "up-to-date" yapacagim elbette ama simdilik ilk tahminlerimi söylemek istiyorum.. önce adaylar..

EN İYİ FİLM
Atonement
Juno
No Country For Old Men
Michael Clayton
There Will Be Blood

EN İYİ YÖNETMEN
Paul Thomas Anderson (There Will Be Blood)
Ethan Coen ve Joel Coen (No Country for Old Men)
Tony Gilroy (Michael Clayton)
Jason Reitman (Juno)
Julian Schnabel (The Diving Bell and the Butterfly)

EN İYİ ERKEK OYUNCU
George Clooney (Michael Clayton)
Daniel Day Lewis (There Will Be Blood)
Johnny Depp (Sweeney Todd..)
Tommy Lee Jones (In the Valley of Elah)
Viggo Mortensen (Eastern Promises)

EN İYİ KADIN OYUNCU
Cate Blanchett (Elizabeth: The Golden Age)
Julie Christie (Away From Her)
Marion Cotillard (La Vie En Rose)
Ellen Page (Juno)
Laura Linney (The Savages)

EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU
Casey Affleck (The Assassination of Jesse James by the Coward Robert Ford)
Javier Bardem (No Country for Old Men)
Philip Seymour Hoffman (Charlie Wilson’s War)
Hal Holbrook (Into the Wild)
Tom Wilkinson (Michael Clayton)

EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU
Cate Blanchett (I’m Not There)
Ruby Dee (American Gangster)
Saoirse Ronan (Atonement)
Amy Ryan (Gone Baby Gone)
Tilda Swinton (Michael Clayton)

EN İYİ ANİMASYON
Persepolis
Ratatouille
Surf’s Up

YABANCI DİLDE EN İYİ FİLM
Beaufort - İsrail
The Counterfeiters - Avusturya
Katyn - Polonya
12 - Rusya
Mongol - Kazakistan

EN İYİ UYARLAMA
Atonement (Kefaret) - Christopher Hampton,
Away from Her (Ondan Uzakta) - Sarah Polley,
The Diving Bell and the Butterfly (Kelebek ve Dalgıç) - Ronald Harwood,
No Country for Old Men (İhtiyarlara Yer Yok) - Joel Coen & Ethan Coen,
There Will Be Blood (Kan Dökülecek) - Paul Thomas Anderson

EN İYİ ORİJİNAL SENARYO
Juno (Diablo Cody)
Lars and the Real Girl (Nancy Oliver)
Michael Clayton (Tony Gilroy)
Ratatouille (Brad Bird, Jan Pinkava ve Jim Capobianco)
The Savages (Tamara Jenkins)

------

Bana göre bu yilin en iyi filmi bu adaylar arasinda; No Country for Old Men.. tabi bu tamamen benim secimim.. acayip bi filmdi bu.. ilginc baslangiclar, ilginc sonlar.. simdi donup baktigimda eger ki Altin Kure alan Atonement Oscar'i da kazanırsa gercekten uzunca bi süre bu tarz filmler izlemeye ara vericem.. Atonement bence kopuk, donuk, sıkıntılı bir filmdi.. Ama No Country for Old Men beni cok etkilemisti.. oyum ona..

En iyi yönetmen ödülünü bir yanim Coen kardeslerin alacagini öbür yanim da There Will Be Blood filminin yönetmeni Paul Tom Anderson alacak diyor.. ama Michael Clayton filminin yönetmeni Tony Gilroy burada bir sürpriz yapabilir diye dusunuyorum..

En iyi erkek oyuncu ödülünü Viggo Mortensen'in "Şark Vaatleri" filmindeki rolüyle almasini cok istiyorum acikcasi.. Cunku bu oyun boyle oynanır dedirtmi$ti Viggo bana filmi izleyip bitirdikten sonra.. "In The Valley of Elah" filmini henüz izlemedigim icin Tommy Lee Jones'un adayligina soyleyebilecek biseyim yok ama ödül sanki There Will Be Blood filmindeki rolüyle Daniel Day Lewis'e verilecek gibi geliyor.. Acaip bi oyunculuğu var bu adamin.. Bana uzak, gerçekdışı gibi geliyor butun mimikleri, vucut haraketleri..

En iyi kadın oyuncu rolunde hakeden tek isim olarak Cate Blanchett'i görüyorum.. her ne kadar Elizabeth filminde kostüm tasarimlarinin oyunculuk yonundeki pozitif etkisini görmezden gelemesek de bayan Blanchett etkileyiciydi..

Casey Affleck bence "The Assassination of Jesse James by the Coward Robert Ford" filminin oyunculuk bakimindan en göze carpan karakterini canlandirdi.. Eger ki ödül ona gitmezse Philip Seymour Hoffman'in bir Oscar daha kazanmasini cok isterdim...

Atonement filmini begenmesem de Saoirse Ronan'in En iyi Yardimci Kadin Oyuncu ödülünü almasi olasılık dahilinde görünüyor.. Ödül Ruby Dee'ye ya$ı dolayısıyla layik gorulurse $a$irmayacagim.. Bayan Blanchett eger bu odulu de alirsa gercekten ho$ anlar ya$anabilir toren sirasinda..

Persepolis'in ve Surf's Up'in En iyi Animasyon ödülünü alamayacagina eminim.. Persepolis'i ne kadar begenirsem begeneyim Ratatouille'un ekibi garanti Oscar'i kaldiracaktir..

Yabanci Dilde En İyi Film ödülü adaylari arasinda Yasamin Kiyisinda ve Takva, 4 Luni 3 Saptamini si 2 Zile kesinlikle olmaliydi.. Hem de "KESINLIKLE".. Nasil boyle bi liste olu$tu gercekten anlamlandırmak mumkun degil.. Burdaki 5 filmi de izlememe ragmen begenmedim.. Hicbirini.. Ama "Mongol"un kazanmasina sevinebilirim sanirim.. En azindan zevkli vakit gecirmemi saglamisti bu film..

En iyi Uyarlama ya No Country for Old Men'e ya da There Will Be Blood'a gider..
En İyi Orijian Senaryo ya Juno ya da Michael Clayton'a gider..
Sanat Yönetmenligi ödülünün Sweeney Todd'a yada The Golden Compass'a gitmesi muhtemel..
Sinematografi umarim The Assassination of Jesse James by the Coward Robert Ford'a gider..
Kostum tasariminin Elizabeth'e.. En iyi Belgesel'in Sicko yada Operation Homecoming: Writing the Wartime Experience'a.. En iyi Makyaj'in La Vie En Rose'a..

En iyi Muzik odulunun Once filmindeki "Falling Slowly" olmasini o kadar cok istiyorum ki.. Glen Hansard ve Marketa Irglova bu filmde hem oynadilar hem de butun o dinledigimiz inanilmaz etkileyici seslerin , sözlerle bulusmasini sagladilar.. Once filminde bunun gibi daha o kadar cok guzel sarki var ki.. Su an ne desem bos.. Cunku akademi Enchanted filmine verecek gibi duruyor.. Ne yazik ki..

Görsel Efekt'in Golden Compass'a gidecegini dusunuyorum ama Transformers ekibi kazanirsa da pek fena olmaz..

i$te böyle.. bakalim izlemedigim diger filmleri de izleyince fikirlerim degi$ecek mi.. sanmam ama..
up-to-date'e kadar oscar'a deginmek yok.. diger filmlerle devam edecegim..

Semiotics: The Basics by Daniel Chandler (Semiyotik)

semiotics deyince bu dersi alan guzel sanatlar ve tasarim fakültesi ögrencileri (öğrenci kelimesinden türetmek suretiyle) öğğhhykk demektedirler sanırım.. eğer anlayamiyorsaniz gercekten sıkıcıdır.. eğer en basta sıkıcı geldiyse sonrasinda asla sevemeyeceksinizdir.. eger daha basindan anlamaya calisir ve severseniz bilgi hazinenize extra katkılar yapmaya zemin hazirlamis olacaksiniz.. zevkli bi bilim.. anlayabilene..

kısa kesmek gerekirse.. ders olarak da okutulan bu bilimin türkçe kar$iligi "göstergebilim"dir.. genel olarak isaretleri, sembolleri, bunlarin birbiriyle iliskilerini falan konu alir.. evrende yer alan her seyi bi isaret olarak temel alir.. her seyden farkli bir yapi ve anlam cikartir.. bu demektir ki ; semiyotik herhangi bir seyin kodu olarak karsimiza cikar..

göstergebilim..

gostergebilim'e göre sinyallerin, sembollerin, isaretlerin anlamlari hangi objeyi referans ettikleriyle de alakali degildir.. hatta ve hatta farklı kültürler isaretler üstünde yeni tanimlar da yaratir.. isaretler dogal olaylarla ve seylerle de ayristirilabilir.. yine göstergebilim'in mantigina gore sinyaller ve isaretler bilincli veya bilincsiz olarak insanlar tarafindan da yaratilabilir.. imaj, genel bakış açısı ve derin anlam semiotics'in genel tanımini olusturur..

göstergebilim'i anlamak..

örnegin, siyah aslında sadece bir renktir.. fakat siyahin aklımızdaki yansimasi farklı olabilir.. ölümü veya pesimizmi de olusturabilir akıllarda.. hatta göstergebilim'e göre elimizin parmaklari bile farklı anlamlar yaratabiliyor.. bi yeri isaret etmek ve 2 parmagimizin aldigi " V " sekli zafer yada baris anlamlarina gelebiliyor..
trafik lambalari göstergebilim'i anlatmak icin birebir görülüyor bu bilimin (veyahut dersin) temelinde.. kırmızı'nin dur, sari'nin hazirlan, yesil'in devam et demesi ve bunun aklımızda bu sekilde olusmasi kazanilmis bir gostergebilim'i becerisi ve bu bilimin temelidir.. tabii bunu en basite indirgeyerek anlatiyoruz su an..

tasarim'in temeline bu bilim dali o kadar yerlesmistir ki "disiplinlerarasi" olarak tanımlanir..

ortaya çıkı$ı ve isimler...

Ferdinand de Saussure (Sassür diye okunuyor) ve Charles Peirce (Pörs diye okuyabilirsiniz Piirs degil) bu bilimi iki farklı görü$ olarak iki farklı temelde ele aliyorlar ve aslinda anlambilim ve göstergebilim dengesi yaratiyorlar..

bu alandaki diger isimler ; Roland Barthes, Charles Morris, Louis Trolle Hjelmslev, Umberto Eco, Valentin Volosinov, Michel Foucault, John Locke olarak sıralanabilir..

kitap hakkında..

Daniel Chandler yani kitabimizin yazari Galler Universitesi Egitim Fakültesi'nde "Media Theory" dersi vermektedir.. Semiotics hakkında yayınladigi bu eser ders kitabi olarak bile okutulabilecek kadar yeterlidir.. kitabin iceriginde ;

basliklari bulunmakta ve size bu bilimi anlamaniz icin elinden geldigince yardimci olmakta.. bircok akademisyen ve yazarin onerdigi bi inceleme, arastirma ve derleyip toplama bu kitap.. yararli.. zevkli..

kitabin icerigini bulabileceginiz bir site de var... buyrun link : http://www.aber.ac.uk/media/Documents/S4B/semiotic.html

Lighting...? (The Enlightment)

plexiglas'tan yapilan, 24 cm yuksekliginde 17 cm genisliginde ve 8 cm de derinlige sahip olan ve sadece 9-watt enerji kullanan bi lamba dusunun..
lamba derken.? $u turkce'de ki karisiklik da bi enteresan hani..

hmm.. bu bir aydınlatma aksesuari..
89 €'ya satılmakta ve "studiomeiboom"un ürünü.. studiomeiboom'da hollanda menşeili (menşeli) bir sirket.. bu sirket alinan her ürünün %10'unun hayir kurumlarina gidecegini garanti ediyor..
adina da "the enlightment" demisler.. ilginc bi ürün.. amacini da söyle aciklamislar..
kitapliga, kitaplarinizin arasina yerlestirebiliyorsunuz ve orasinin da aydinlanmasini saglaniyorsunuz..

Butterfly on a Wheel (Shattered)


Shattered yada diger adiyla "Butterfly on a Wheel" aslında sürükleyici bir 95 dakikayi barindiran bir film olarak karsimiza cikiyor.. Yeni neslin , ki benim de icinde bulundugum neslin, 007'si Pierce Brosnan'in oyunculuk acisindan kalasligiyla karsimiza ciktigi bir film aynı zamanda..

Film icinde Brosnan'a yapılan zoomlar falan tamamen amerikan izleyicisinin sinema salonlarinda "whoaa" efektlerini, pek sevgili eski ajanımızın cool durusunu falan yansıtmak icin cekilmis sanki.. ha biraz da zaman doldurucular tabi..

William Morrissey tarafindan yazilan filmin , ki Bill amca aynı zamanda filmin yapımcılıgını da ustlenmis ve bilenler bilir "Rocket Post" filminin de yazari, yonetmenligini de Mike Barker yapiyor.. Filmde kötü karakter olarak karsimiza gelen Pierce Brosnan'a iki cok iyi oyuncu eslik etmekte.. Maria Bello ve Gerard Butler'in oynadigi Abby ve Neil Randall cifti 95 dakika boyunca durmaksizin oradan oraya kosturmaktalar..

Finale kadar sizde oradan oraya kosturmakta ve karakterlere karsi cesitli duygular beslemektesiniz.. Seyirlik bi film.. Hani alinip bos bi vakitte seyredilebilir pek tabi.. Ama öyle cok sey beklememek gerek.. Filmin adi , filmin icinde gecen kitapta "bir kelebegi tekerlegin ustunden kim ayırabilir ki" yazisindan geliyor.. Herneyse.. Zaten bi yerlerde filmi cözmeye basliyorsunuz, yada öyle zannediyorsunuz, ta ki finale kadar... Bu da +1 puan daha ekliyor tabi filmin hanesine..

10 uzerinden 6..

ps. ilk yazi icin daha guzel bir film secebilirdim ama önüme eski dvd'lerimi alip siradan yazmaya baslamaya karar verdim.. o yüzden simdilik bir süre boyle gidecek ama daha sonra daha guncel filmlere de yer verecegim..