sonda soyledigimi basta da soyleyip rahatlayayim.. bu film kötü bir film.. izlemeyin.. ama bu yaziyi okuyun.. di mi.? tabi..
jessica alba ve hayden christensen'in basrolleri paylasip, joby harold'in yazani ve yoneteni oldugu 84 dakika.. filmi izleme nedenim ise 2008 razzie ödüllerinde (kötüyü ödüllendiriyorlar bunlar) jessica alba'nin en kotu aktris dalinda aday olmasi.. aslında kadro fena degil. oyunculuklar da idare eder..
jessica alba.?
ama gercekten de jessica alba bu sezon oynadigi her filmde kötüydü.. daha oncekilere de bakiyorum.. o filmlerde de kötü.. sin city'deki "nancy callahan" rolünü bile sin city'i 3'uncu kez izledigimde yakistirmamaya baslamistim.. o derece basarisiz bu hanim kizimiz.. guzel mi.. vallahi billahi begenemiyorum.. ne yapsam ne etsem "vay anasini yaa.. bu kizi da kimler kimler... pühüüü" diye ic geciremiyorum.. bu hanim kizimiz tarzim degil benim.. bayilanlar da vardir.. aman.. o da kesin cok onemsiyodur benim bu dusuncelerimi ya... neisse.. bi yerlerden bi gazlaniyo bu kiz.. birileri gercekten cok destek olmakta.. ve durmadan filmlerde, dizilerde falan rol almakta.. amerika'da gi$esi falan da yok yani.. neyse konu da bu degil zaten..
filme donecek olursaaak...
film "anestezik farkındalık" hakkında.. öncelikle bilgi verici bir acilisla basliyor.. her yıl kac insanin anestezi altinda ameliyata yattigini ve kacinin sanssiz oldugunu istatistiki olarak acikliyor.. "her yil 21 milyon insan genel anestezi aliyor.. cogu huzurla uykuya daliyor, hicbir sey hatirlamiyorlar..bu hastalardan 30.000'i o kadar $ansli degil.. onlar uyuyamiyor.. anestezi farkindaligi denen hadisenin icinde buluyorlar kendilerini.." sonra da konuya daliyor.. ama o kadar kopuk ki.. islenis o kadar kötü ki.. off ki ne off.. kendimi "kısa bu film ha gayret" diye diye avuttum ve sonuna geldim.. pööffff'ledim.. dvd'yi kapattim.. geldim buraya yaziyorum.. sicagi sicagina... izlemeyin bu filmi yahu.. terrence howard'in filmde olmasi bile kurtarmiyor..
o da hayden christensen'in oyunculuk yapmaya calismasina ve filmde hayden'in canlandirdigi rolun annesini oynayan lena olin'in hatrina..


2 yorum:
Teknik olarak filmde bi kopukluk yoktu. Bi hikayeyi sırasıyla göstere göstere verirseniz bi esprisi kalmaz. Dolayısıyla bazen dozunda kopuluk yaratmak gerekir izleyiciye.. SOnra gerektiği yerden bağladıklarına göre bi sorun teşkil etmez. Ben eleştirilerinizi pek bilinçli görmüyorum. Jessica alba kısmına katılıyorum evet bence şarkı olarak kalması daha iyi. Ben her masum yüzün sinemada başarı teşkil ettiğini düşünmüyorum. Alba, filmde gülben ergen kıvamı sevimlilik abidesi tavırları baysa da en azından çocuğa gerçekten aşık olduğu izlenimini verdi e artık olsun o kadarda!
Ama christensen kısmına katılmıyorum. İyi bir cast role uygun dramatik bi yüz ve rahatsız edici boyutta kötü bir performansıda yoktu. Sinemada en çok dikkat ettiğim ve ilgimi çeken ifade biçimi bakışlardır! Ben christensen bakışlarında bu dramatik kurguyu taşıyabildiğini gördüm. Bu filmin izlenmicek boyutta olduğunu düşünmüyorum. Hollywood en kötü senaryo zamanlarını yaşıyor filmlerde gördüğümüz tek şey 'dünyayı kurtarmaya çalışan bir grup insan!' ve farklı görsellikler, birazda konu değişimiyle bunu bize yutturuyorlar. Bu filmde bugüne kadar işlenmemiş bi konu mevcut. Ve izlenmeye değer. Ben her türlü filmin sinema da izlenmesi taraftarıyım o atmosfere girebilmek için. En görsel en iyi kurgulu filmlerde bile dikkat edin tv de hiç bi esprisi kalmaz.
bence de izlenmeyecek bir film değil, kopukluk konusunda roman'a katılıyorum bence film öyle olmak zorunda, ayrıca çok fazla romantiksin diyeceksiniz ama bence ışıkların sönmesi gibi bir kaç sembol kullanılmış ki onlar fena olmamış filmin anlatımı için...çok iddialı bir film değil, ama ilginç ve izlenmeye değer.
Yorum Gönder